Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Yaşadıklarımız Bilimsel Olarak Ne Kadar Gerçek?


Yaşadıklarımız Bilimsel Olarak Ne Kadar Gerçek?

 

 

Bedenimizi sistemlerden, sistemler organlardan, organlar dokulardan, dokular moleküllerden, moleküller de atomlardan oluşturur.

Hatta madde olan herşey atomlardan oluşturur. Atomlar milimetrenin milyonda biri kadardır. Bir tuz tanesindeki atomları saymaya kalksak ve saniyede 1 milyar atom sayabilme yeteniğimiz olsa, bu hıza rağmen bir tuz tanesindeki tüm atomları saymak 500 yıldan fazla sürer.

Atom, çekirdek ve etrafında yörüngeler halinde dönen elektronlardan oluşur. Çekirdek de proton ve nötrondan oluşur.

Atomun çekirdeğinin hacmi atomun hacminin 10 milyarda biri kadardır. Yani bir atomun çapı 200 metre çapında olsa, çekirdeği ancak bir toz tanesi kadar olur. Fakat buna rağmen çekirdek atomun ağırlığının %99.95’ini oluşturur. Yani 200 metre çapında bir atom olsa ve bu atomun toz tanesi kadar çekirdeği olsa bu çekirdek 200 metre çapındaki atomun %99.95 ağırlığını ouşturacaktı. Madem bu kadar küçük bir kısım ağırlığının %99.95’ini oluşturuyor, atomun geri kalanı nedir?

Atomun geri kalanı enerji paketçileri olan elektronlar ve boşluktur. Evet atomun içi tamamen bomboştur. Atomun %99.9’unun içinde hiçlik vardır. Hava dahi yoktur. Çünkü hava da atomlardan oluşur. Yani o kısımda maddeye dair hiçbir şey yok.

Şöyle açıklayayım:

Eğer bir insanın vücudundaki herbir atomun içinden bütün boşlukları çıkartırsak, o insan bir tuz tanesi boyuna gelir. Fakat ağırlığı tabii ki aynı kalır. Örneğin bunu 70 kiloluk bir nsana uyguladık diyelim, o insan 70 kilo ağırlığında bir tuz tanesine döner.

Bu uygulamayı dünyadaki tüm insalara yapsak. Yani 7 milyar insana. 7 milyar insan bir elmanın içine rahatça sığabilir.

O zaman beden dediğimiz şey, bina dediğimiz şey, araba dediğimiz şey, para, maddesel olan herşey aslında hiçlik dolu bir balondan başka bir şey değildir.

Bir insanın orijinal boyutu tuz tanesi kadarken atomlarının içinin boşluklarla dolması sonucu şu an bildiğimiz insan boyutuna geliyor.

Bu güne kadar madde dediğimiz, var dediğimiz, gördüğümüz dokunduğumuz şeyler gerçekten var mı? Var dediğimiz şeyler boşluktan ibaret. Bunu bilimadamları kesin olarak söylüyorlar.

Gördüğümüz tüm görüntüler de atomlara çarpan fotonların yansıması sonucu oluşan dalgalardan başka hiçbir şey değildir. Bu dalgaları beynimiz yorumlar ve bize görüntü olarak gösterir. Dışarıda madde ve görüntü sandığımız gibi değildir. Sadece dalgalar, frekanslardan başka hiçbir şey yoktur. Bu bilimsel kanun sadece görüntü için değil, duyma, koku alma, tat alma ve dokunma hissi için de geçerlidir.

Bu bir inanç, felsefi düşünce değildir. %100 tamamen bilimsel bir gerçektir. Fiziksel bir kanundur.

Peki bu konu bu kadar kesinken, bilimsel bir kanun haline gelmişken neden insanlar bundan pek bahsetmiyorlar. Bu çok ciddi bir olay. Çok ciddi bir gerçeklik. Bilim bunun böyle olduğunu 1911 yılında keşfetti. Buna rağmen insanlar ortada böyle bir durum yokmuş gibi davranıyorsa burada önemli bir durum vardır.

Sizce insanlar maddenin aslında sandığımız gibi olmadığını, sadece boşluklar ve frekanslardan oluşan algılar olduğnu düşünmekten neden çekiniyor?

Bu soruyu neden çekindiğinize dair ilk kendinize sorun.

ErkanArkut/milliyet
blogblog.milliyet.com.tr
Bir firmada CEO olarak çalışmaktayım. Sizinle hobilerimi, düşüncelerimi, izlediğim filmleri, tattığım yemekleri ve okuduğum kitapları ve günlük konuları paylaşacağım.

Reklamlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s