Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Görüntünün beyinde oluştuğu eski dönemlerde de biliniyor muydu?


Görüntünün beyinde oluştuğu eski dönemlerde de biliniyor muydu?

Dışdünyayı beynimizin içinde kapkaranlık bir yerde seyrediyorsak varolduğundan nasıl bu kadar eminiz


Dış dünya ile insanhiç muhatap olmuyor, dışarıda ses yok, renk yok, hatta çıt çıkmıyor. Biz dış dünyadaki bütün bu rengârenkgörüntüleri, gökdelenleri, denizleri, bahçeleri, iş yerlerini, paraları, yatları beynimizdeki küçücük görme merkezinde görüyoruz. Üstelik bu görme merkezi kapkaranlık ama burada rengârenk, apaydınlık, son derece renkli ve sesli görüntüleri seyrediyoruz. Hiçbir insan bağlı bulunduğu monitörün önünden kalkamıyor, dışarıdaki madde ancak beyninin içinde görüntü olarak oluşuyor yani insanlar maddenin aslına hayatları boyunca ulaşamıyorlar.

Bilim adamları bu gerçeği biliyorlar ama insanlar bu gerçekten çekinebilecekleri için açıklamaktan çekiniyorlar. İnsanlar bu gerçeği kavradıklarında ruhtan ibaret olduklarını anlayacaklar, dünyaya yönelik hırsta kalmayacak. İnsanlar beyinlerinin içinde yaşadıklarını farkedecekler, ama bunun daha vakti var gibi gözüküyor. Rüyagörürken yatağımızda yattığımız halde yediğimiz elmanın güzel tadını hissetmemiz, yaz ayındayken karların içinde yürüyüp üşümemiz, etrafımızda hiç insan yokken kalabalık bir konferansta konuşmamız bu gerçeği kavramamız için bize gösteriliyor. Rüya da nasıl hiçbir şey yokken insan tüm olayları hissedebiliyorsa dünyada yaşıyorken de beyninin içindeki görüntüleri görüp hissedebiliyor.

Araştırdığınızda bu gerçeğin çok eski dönemlerde de bilindiğini görebilirsiniz. İmam Caferi Sadık Hazretleri görüntünün beyinde oluştuğunu şöyle anlatıyor:

“… Ebu Abdullah (İmam Cafer-i Sadık) dedi ki:” Ey Hişam, kaç duyun var?
Dedi ki “Beş duyum var.”
Buyurdu ki :“Bunlardan hangisi daha küçüktür?”
Dedi ki: “Görme duyusu.”
Buyurdu ki: 
“Peki görme duyusunun çapı ne kadardır?” 
Dedi ki: “Bir mercimek kadar veya ondan daha küçüktür.”
Buyurdu ki :”Ey Hişam! Ön tarafına ve üst tarafına bak ve bana ne gördüğünü bana anlat.” Dedi ki:” Göğü, yeri, evler, saraylar, kara parçaları, dağlar ve nehirler görüyorum.”
Dedi ki : “ Senin gördüğün bunca varlıkları bir mercimeğin veya ondan daha küçük bir şeyin içine girdirmeye güç yetiren Allah, dünyayı küçültmeden ve yumurtayı da büyültmeden bütün bir dünyayı yumurtanın içine sokabilir.” 
Hişam derhal İmam’a sarıldı; ellerini, başını ve ayaklarını öpmeye başladı ve şöyle dedi: “Bu kadarı bana yeter ey Resulullah (s.a.a)’ ın oğlu!”(Usul-i Kafi, El Kuleyni, Sayfa 104-105)

Reklamlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s