Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Radyasyon Japonları nasıl etkileyecek?


 japan-tokyo-skyscrapers-bridge-night-hd-wallpaper

Japonlar şimdi de radyasyon tehlikesiyle boğuşuyor.


• Radyasyon “sievert” birimi kullanılarak ölçülüyor ve bu insan dokularınca emilen miktarı belirliyor.

• 1000 millisievert, 1 sievert ediyor.

• Büyük bir megapol şehirde havadaki normal kabul edilen radyasyon düzeyi 0, 1 mikrosievert ve biraz üstüdür.

• Bir diş röntgeni çekilirken alınan radyasyon 10 mikrosievert.

• Uçuş rotasına göre, 40 bin feet yükseklikteki bir uçuş saatte 3 ila 9 mikrosievert radyasyona yol açıyor.

• Genel olarak bir insan bir yılda hava ve topraktan 1 ila 10 millisievert radyasyon alıyor.

• Tüm vücudun bilgisayarlı tomografisi 20-30 millisievert, tek bir organın tomografisi ise 10 millisievertten az radyasyon veriyor.

ABD Çevre Koruma Kurumu’na göre millisievert birimiyle, farklı radyasyon seviyeleri ve bunların insan sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri ise şöyle:

• 50-100 millisievert radyasyona maruz kalmak, kanın kimyasını değiştiriyor.

• 500 millisievert: saatler içinde bulantıya yol açıyor.

• 700 millisievert: kusma.

• 750 millisievert: 2-3 haftada saç dökülmesi.

• 900 millisievert: ishal.

• 1000 millisievert: kanama.

• 4000 millisievert: tedavi uygulanmazsa, 2 ay içinde muhtemel ölüm.

• 10.000 millisievert: bağırsaklarda tahribat, iç kanama ve 1-2 haftada ölüm.

• 20.000 millisievert: merkez sinir sisteminde tahribat ve dakikalar içinde bilinç kaybı. Saatler ve günler içinde ölüm.

X ışınları, ultraviyole ışınlar, görülebilen ışınlar, kızıl ötesi ışınlar, mikro dalgalar, radyo dalgaları ve manyetik alanlar, elektromanyetik spektrumun parçalarıdır. Elektromanyetik parçaları, frekans ve dalga boyları ile tanımlanır. Ultraviyole ve X ışınları çok yüksek frekanslarda olduğundan, elektromanyetik parçalar kimyasal bağları kırabilecek enerjiye sahiptir. Bu bağların kırılması iyonlaşma diye tanımlanır.

İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonları, hücrenin genetik materyali olan DNA’yı parçalayabilecek kadar enerji taşımaktadır. DNA’nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir. Bunun sonucunda doku zarar görür. DNA’da çok az bir zedelenme, kansere yol açabilecek kalıcı değişikliklere sebep olur. Dolayısıyla ölümcüldür.

Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir etki olup, ani etki atom bombalarının yol açtığı ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini göstermektedir. Nükleer santraldeki patlama ve radyasyonun sızması ani ölüme de yol açmakla beraber asıl etkisi orta ve uzun vadede çıkar. İnsanlarda genetik tahribata neden olup, nesilden nesile aktarılmaktadır.

Geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinden ve Çernobil örneğindeki patlmadan dolayı, radyoaktif maddelerle yüklenmiş toz bulutları, atmosferin yüksek tabakalarına ve stratosfere yerleşerek, radyoaktif yağışlar halinde yavaş yavaş yeryüzüne inmekte ve çevrenin, özellikle yüzeysel suların kirlenmesine sebep olmaktadır. Çevre sorunları sınır tanımaksızın artmakta ve çeşitli kirleticiler kilometrelerce uzaklara taşınarak etki gösterebilmektedir.

Şu anda Japonya’daki Fukuşima santralinde en son ölçülen radyasyonun 1000 millisieverte ulaştığı bildiriliyor…Bildiğiniz gibi Japonlar Şintoizm dinine inanıyorlar, Allah’a tapmak yerine tabiatı ilah olarak görüyorlar, güneşe tapıyorlar. Bu yüzden de bayraklarında güneş vardır. Nakledildiğine göre Japonya ‘da 8.000.000 ilah vardır. Dağ, ırmak, ateş, gök gürlemesi, fırtına, yağmur, vb. ilahlar dışında her meslek sahibinin de ayrı bir ilahı vardır. Bütün bunlar Japon halkının hak dinden, Allah’a tapmaktan ne kadar uzaklaştıklarını gösteriyor. Depremtsunami, ardından gelen nükleer felaket Japonların düşünmeleri ve akletmeleri ve gerçek ilah olan Allah’a yönelmeleri için ve tüm dünyanın ibret alması için gerçekleşiyor.

Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, Biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik. 

O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? 

Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? (Araf Suresi, 96-98)

Reklamlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s