Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Bir insana ışık olmak…

wallpaper-432615

Sen sevdiğini hidayete eriştiremezsin, ancak Allah dilediğine hidayet verir…


Bazen birilerine Allah’a karşı içinizde hissettiğiniz derin sevgiyi anlatmaya çalışırsınız. O’na olan sevginizi ibadetlerle göstermekten ruhunuzun duyduğu mutluluğu tarif edersiniz. İnsanın yalnızca O’na yakın olarak gerçek huzuru bulabileceğini söylersiniz. Dünyanın ne kadar boş olduğunu, gerçek hayatın sonsuza kadar ahirette yaşayacağımız hayatımız olduğunu anlatırsınız. Karşınızdaki kişi işle, çoluk çocukla, hayatın tüm oyalayıcığına dalmış oyalanırken Kuran ayetleriyle onu uyandırmaya, şuurunu açmaya çalışırsınız. Karşınızdaki insan sizi anlar gibi gözükür. Tüm anlattıklarınızı can kulağıyla dinler, hatta anlattıklarınızı tasdik eder, “ne kadar doğru söylüyorsun” der. Onun etkilendiğini, gerçekten hayatını bomboş amaçlar uğruna geçirip tüketmeyeceğini zannedersiniz.

Sonra ertesi gün bir bakarsınız her şey aynı… Hiçbir değişiklik yok. Tekrar anlatırsınız, tekrar anlatırsınız. Onu Allah’a Kuran’a tekrar davet edersiniz. Ama bakarsınız ki yine bir değişiklik yok. İşte o zaman o kişininhidayet ehli olmadığını anlarsınız. Dünyada milyonlarca kalbi imana kapalı insandan biridir o. Tıpkı ayette bildirildiği gibi. Gözleri olan ama görmeyen, kulakları olan ama duymayan, kalbi olan ama hissetmeyen…

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

Böyle insanlara yıllarca anlatın, yine de hiçbir şey fark etmez. Çünkü Allah kalbi imana açmazsa insanın yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ne kadar güzel, ne kadar hikmetli anlatırsanız anlatın, hiçbir şey değişmez. Çünkü sizinle o insanın arasında adeta görünmez bir duvar vardır ve bu duvarı karşınızdaki kişi ne yaparsa yapsın aşamaz. Sizin sözleriniz onun kalbine ulaşmaz. Anlatan Allah rızası için sürekli tebliğ yapmaya devam eder ve bir gün karşısına gerçekten de anlayan biri çıkar, gerçekten hidayet ehli biri çıkar. Hep söylerim, böyle bir insan kömürlükte parlayan elmas gibidir. Ona Allah’ı, dini, Kuran’ı anlattığınızda hemen samimiyetle Allah’a yönelir, hayatını Allah yolunda tüketir, dünyayı bırakıp ahireti için çalışır. Kalbi Allah aşkıyla dolar. Dünyanın geçiciliğini tam anlamıyla fark eder. O ahir zamanda herkes eğlencesine dalmışken, şeytana uymuş oyalanırken iman eden çok değerli insanlardan biridir. Artık hayatı tamamen değişmiştir. Gözlerinin önündeki perde kalkmış, tüm gerçekleri en ince ayrıntısına kadar fark eder hale gelmiştir. Artık onun hayata bakışı tamamen değişmiştir, artık asla aynı insan değildir, adeta yeniden doğmuş gibidir…

Bir insan için en büyük mutluluk hidayete kavuşmaktır, başka bir insan için de en büyük mutluluklardan biri bir insanın hidayetine vesile olmaktır. Ama Allah Kuran’da iman eden insanların çok az olacağını bildirir. Dolayısıyla karşınızdaki kişi Allah’ın rahmetine kavuşmuş ender insanlardandır. Allah’ın dilemesiyle cennetiçin yaratılmış, cennetten dünyaya gelip sizinle tanışmıştır. Sizin ona açtığınız ışık artık ölene kadar onu yalnız bırakmayacak, Allah daima o insanın dostu ve yardımcısı olacaktır…

Allah dedi ki: “Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (Maide Suresi, 119)


Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinden hangileri gerçekleşti!

Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinden hangileri gerçekleşti!

Hz.Mehdi’nin çıkış alametlerinin gerçekleştiği neden insanlardan gizleniyor?


Peygamberimiz Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerini hadislerde çok detaylı bildirmiştir. Günümüzde bazı kişiler Hz. Mehdi’nin çıkışını 570 yıl sonraya erteleme çabaları içindeler. Ama hadisleri incelediğimizde Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinin ard arda gerçekleştiğini görüyoruz. Peygamberimizin hadislerine ve Bediüzzaman’ın sözlerine göre de kıyametten önceki son dönemdeyiz. Verdiğim bu linkten Hz. Mehdi’nin çıkış alametlerinin nasıl gerçekleştiğini gördüğünüzde sizde çok şaşıracaksınız. Bu linkten seyredebilirsiniz:

http://video.mynet.com/erkanarkut/Hz-Mehdi-nin-cikis-alametlerinden-hangileri-gerce/1143635

Videoyu seyrettiğinizde peygamberimizin söylediği bu alametlerin hepsinin gerçekleştiğini sizde göreceksiniz:

1) HZ. MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNİN ARKA ARKAYA MEYDANA GELMESİ
2) FİTNELERİN ÇOĞALMASI
3) HZ. MEHDİ’NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE YAYGIN KATLİAMLAR MEYDANA GELMESİ
4) DÜNYANIN HER YERİNİ KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI
5) KADINLAR VE ÇOCUKLARIN DAHİ KATLEDİLDİĞİ FİTNELERİN YAŞANMASI
6) HZ. MEHDİ YOLLARIN KESİLDİĞİ BİR DÖNEMDE ÇIKACAKTIR
7) MÜSLÜMANLARA BASKININ ARTMASI
8) MESCİD VE CAMİLERİN YIKILMASI
9) HARAMLARIN HELAL SAYILMASI
10) ALLAH’IN AÇIKÇA İNKÂR EDİLMESİ
11) İRAN-IRAK SAVAŞI
12) AFGANİSTAN’IN İŞGALİ
13) ÇÖLDE BATAN ORDU HZ. MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR
14) FIRAT’IN SUYUNUN KESİLMESİ
15) RAMAZAN’DA AY VE GÜNEŞ TUTULMALARI
16) KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI
17) KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI
18) DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ
19) SAHTE PEYGAMBERLERİN ÇOĞAL MASI
20) DİNİN ŞAHSİ ÇIKARLAR İÇİN KULLANILMASI
21) BÜYÜK VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ
22) GÜNEŞTEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ
23) BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI
24) DEPREMLERİN ÇOĞALMASI

Mehdiyet gizlenmesi değil müjdelenmesi gereken bir konudur. Hz. Mehdi’nin gelişi bizzat Peygamberimiz tarafından müjdelenmiştir ve Peygamberimiz’in bu konuda mütevatir olarak kabul edilen çok sayıda hadisi de gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde Hz. Mehdİ İle müjdelenİn. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13) sözleriyle, bu konunun Müslümanlar için bir müjde olduğunu bildirmiştir.

Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz Mehdi zuhur eder, herkes sadece O’ndan konuşur, O’nun sevgisini içer ve O’ndan başka bir şeyden bahsetmezler.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf.33) sözleriyle Hz. Mehdi’nin ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir. Peygamberimiz’in bildirdiği bu hadisler günümüzde gerçekleşmeye başlamıştır ve herkes Hz. Mehdi’den bahsetmektedir. Bu yüzden Hz. Mehdi’nin geldiğini gizlemeye çalışanlar ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar bu gerçeği gizlemeyi başaramayacaklar Mehdiyet tüm dünyada çığ gibi yayılacaktır.

 


Hz. Mehdi’ye inanan talebeleri nasıl insanlar olacak?

 

palace_3

Hz. Mehdi tüm insanlara sevgi ve merhametle yaklaşacak.


Hz. Mehdi ile ilgili internette araştırma yaptığınızda hayret edecek kadar çok detaya ulaşabiliyorsunuz, bende öğrendiklerimi sizlerle paylaşacağımı söylemiştim. Peygamberimizin hadislerine göre Hz. Mehdi ilk çıktığında yaklaşık 40 yıl boyunca tanınmayacak, Hz. Mehdi’ye sadece yanından hiç ayrılmayan samimi dindar talebeleri inanacaklar. Hz. Mehdi talebeleriyle birlikte gece gündüz demeden tebliğ yapıp materyalizmi yıkacak ve insanları hak dine döndürecek. Bakın Hz. Mehdi’nin talebelerinden hadislerde nasıl bahsediliyor:

“Doğu tarafından gelen ve deha sahibleri (çok akıllı, çok zeki ve anlayışlı, geniş fikirli) oldukları halde, kıyafetlerine insanların taaccüb ettikleri (hayranlıkla baktıkları) kimselerin zuhur ettiğini işittiğinizde, işte o zaman muhakkak kıyametin gölgesi üzerinize düşmüştür”.(Naim bin Hammad Kitab-ul Fiten-121)

Hz. Mehdi’yi Zer âleminde Allah’a ahit veren Mehdi talebeleri kabul edecek ve onun yanından hiçbir şekilde ayrılmayacaklar. Mehdi talebeleri içgüdüyle Mehdi’ye talebe olur ve ölene kadar onun yanından ayrılmazlar:

Ali bin Ebu Hamza der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Kâim aleyhisselam Hz. Mehdi kıyam ettiğinde halkın çoğu onu inkâr edecektir. Çünkü o reşit bir genç olarak zuhur edecektir. Onu Hz. Mehdi’yi, SADECE ZERR ALEMİNDE ALLAH’IN AHİT ALDIĞI MÜMİNLER KABULLENECEKTİR.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani sf. 247)

Şu anda da Hz. Mehdi’nin geldiğini birçok insan hisseder, ama Zer âleminde ahit verenler hemen gidip Hz. Mehdi’yi bulurlar ve onun yanından ayrılmazlar. Hz. Mehdi talebeleri ile ilgili diğer detaylar hadiste şöyle bildiriliyor:

“Onlar ileri görüşlüdürler, takvalı ve alçak gönüllüdürler. Dünya malına ilgi göstermezler, iman ve irfan sahibidirler, .. Geceleri abid, gündüzleri arslandırlar. Merhamet, şefkat, onur ve cehd (gayret) ehlidirler. Çelik yürekli ve güçlü bir imana sahiptirler. Yorulmak bilmez, güçlüdürler. O kadar dayanıklıdırlar ki dağlara gönderilseler delik deşik eder yerinden sökerler. Hakka inanan, Hz. Mehdi’ye itaat edip teslim olan, şehadet aşığı, Allah’a ulaşmak için can atan, tehlikelerin ve zorlukların eşiğinde yetişmiş fedakarlar, … cehd (gayret) ve şehadet aşığıdırlar. Sabır onların özelliğidir. Tevekkül onların yol azığıdır. Çelik yürekli, demir iradeli, gece namazlarını kılan, kanaatkâr, her biri kırk yiğit gücünde mert insanlardır. (Safi Golpeygani, Muntahabu’l-Eser, s.486)

Kaynaklar:

http://www.mehdiresul.net/

http://birgo.mynet.com/hz-mehdi-bu-yuzyilda-gelecek/index/page, 1

 


Nereye yetişiyorsun?

6890

Biz hayat için koştururken ölümde bizim peşimizden koşuyor.


Geçen gün gazetede okuduğum bir haber gündelik yaşamın en vazgeçilmez konularından birisi olan “bitmeyen koşturmacalar, sürekli ileriye yönelik planlar, programlar” ın aslında ne kadar anlamsız olduğunu düşündürdü. Bir sinema oyuncusu hissettiği bir rahatsızlık üzerine hastaneden randevu alıyor. Fakat bu durum gerçekleşmeden hayatını kaybediyor. Cenazesinde bir araya gelen yakınlarının söylediği ise çok düşündürücü: “Cenazesinin kaldırıldığı saatte doktor randevusu varmış!”

İnsanın kafasında yaptığı bir plan, ileriye dönük attığı bir adım, gerçekleştirmeyi düşündüğü bazı işler, hiç hesaba katmadığı bir şekilde son bulabilir. O işe hiç başlayamayabilir ya da başlar ama bitirmesi mümkün olmaz. Veya tam bitirip sonuçlandırdığını düşündüğü anda, kendisi bu sonucu göremeyebilir. Çevrenize bir bakın. Sürekli koşturmaca içinde olan, bir şeyler yetiştirme telaşı yaşayan birçok insan göreceksiniz. Toplantı için gerekli hazırlıkları yapmaya çalışanlar, iş seyahati için belgelerini toplayanlar, sınava yetişmeye çalışan öğrenciler, işe giderken vapura koşan insanlar, çocuklarının peşinde koşan anneler ve bunlar gibi günlük hayatın hareketliliği içinde bitmeyen bir koşturmaca içinde olan milyonlarca insan… Hepsi bir şekilde bir amacın peşinde aceleyle, hızla ilerliyorlar. Acaba bu insanların ne kadarı her an bu koşturmaca dolu hareketliliğin bitebileceğini, bir anda ölüm gerçeğiyle karşılaşacağını düşünüyor?

Elbette ki yaşadığımız süre boyunca bazı planlar yapacağız, işlerimizi belli bir plan dâhilinde gerçekleştirmeye çalışacağız, kendimize ulaşmak için bazı hedefler koyacağız. Burada önemli olan, bu planları yaparken de, aslında her planı yapan ve gerçekleştirenin Allah olduğunu bilerek yaşamaktır. Biz bir konuda çok ince ve detaylı bir plan yaptığımızı düşünebiliriz ama unutmamalıyız ki tüm planlar en ince ayrıntısına kadar Allah’ın bilgi ve kontrolündedir.

Çok önemli olduğunu düşündüğümüz bir toplantıya yetişmeye çalışırken aslında Allah’ın izin verdiği ölçüde bunu gerçekleştiririz. Yanlışlıkla kapatılan saatin alarmı, son saniyede kaçırılan vapur, toplantıda sunum yaparken yanlışlıkla atladığınız bir kelime ve bunlar gibi tüm ayrıntılar Allah’ın sonsuz aklıyla önceden belirlenmiştir. Yıllar önce üniversite sınavında en çok istediği tek tercihini kazanan bir arkadaşım, bu başarısından haberi olmadan vefat etti. Çünkü sınav sonucu belli olup istediği yeri kazandığı ortaya çıktığında o çoktan bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti.

Gördüğünüz gibi çoğu zaman insanlar bir amacın peşinden hızla, bitmek bilmeyen bir enerjiyle koşarlarken, bir anda bu koşturmaca hiç kimsenin beklemediği bir anda ölümle son bulabiliyor. Gelin, kaçınılmaz olan ölüm böyle ani bir şekilde sizin karşınıza çıkmadan, biraz durun, bir soluklanın, hızla peşinden koştuğunuz dünya işlerine biraz ara verin ve düşünün: Bu kadar hızla bir şeylerin peşinden koşarken aslında geçen her saniye ölüme ve ahirete biraz daha yaklaşıyorsunuz. Şu anda hayatınızın en önemli gerçeklerinden birisi olan ölüme geçtiğimiz saniyeden daha yakınsınız. Hangi yöne koşuyor olursanız olun, nereye yetişiyor olursanız olun aslında sürekli ölüme ve sonsuz Ahiret hayatınıza doğru yaklaşıyorsunuz. Üstelik diğer küçük amaçlarınıza yetişebilmenizin hiçbir garantisi ve kesinliği yok ama sonsuz Ahirete kavuşacağınız kesin olan bir gerçek. Yüce Rabbimiz Allah kesin olan bu gerçeği Kuran-ı Kerim’de bizlere şöyle bildirmektedir:

“İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va’dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.” (Zariyat Suresi 23)


Bir Müslüman Hıristiyanlara, Yahudilere, Ermenilere nasıl davranmalı?

74177_samimi_museviler_de_tevhid_inancina_bagli_allahin_3

Müslümanlık sevgi ve şefkat üzerine kuruludur, baskı ve zorlama üzerine değil.


Günümüzde bazı yobazlar karşılarındaki insan eğer Hıristiyan’sa, Musevi ise,Ermeni ise bu kişiyi hemen dinsiz ve Allah’sız olmakla itham ediyorlar, onların kesinlikle cehennemlik olduğunu söylüyorlar. Bir yobaza göre birMüslüman bir Yahudi ile, bir Hıristiyanla asla dost olamaz, onlardan daima kötülük geleceğine inanır. Bakın yobazların konuşmalarına, hep Yahudileri, Hıristiyanları katletmekten, kan dökmekten, öç almaktan bahsederler. Konuşmalarında hiçbir zaman şefkat, merhamet, sevgiden en ufak bir eser bile göremezsiniz. Peki Kuran’a baktığımızda kitap ehline nasıl davranılması bildiriliyor biliyor musunuz:

De ki: “Ey kitap ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.” (Ali İmran Suresi, 64)

Kuran’a göre bir Müslüman kitap ehline sadece Kuran’ı güzellikle anlatmakla, şefkatle ve merhametle yaklaşmakla yükümlüdür, hiçbir şekilde baskı ve zulüm yapamaz. Peygamberimizin Ermeniler için yazdığı mektup kitap ehline nasıl davranacağımızı en güzel ve en hikmetli anlatan belgedir:

Erzurum Üniversitesi, İslamî İlimler Fakültesi Kütüphanesinin İslam Tarihi bölümünde bulunan Hz. Peygamberin Anadolu’daki Ermenilere verdiği ahidname: (kısaltılmış hali) 

İslam’a zorlanmazlar. Hiçbir piskopos görevinden alınmaz, Hıristiyan biri dininden vazgeçirilmez, rahip ruhbanlıktan, gezgin gezisinden alıkonmaz. Eski kiliselerinden hiçbiri yıkılmaz. Ne kiliseleri, ne de evleri cami veya Müslümanların evine döndürülmez. Müslümanlarla birlikte savaşa çıkmaya ve keşif gücü olarak düşmanla karşılaşmaya zorlanmazlar. Çünkü onların savaşma yükümlülüğü yoktur.

Onlara ancak en iyi şekilde davranılır, rahmet kanatları gerilir, her zaman ve her yerde eza ve kötülük görmeleri engellenir, bir zalim onlara zulmederse, Müslümanlar onlara yardımcı olmak zorundadır. Başlarına bir iş gelir veya hatta cinayet olursa, bu fiille düşmanları arasına sulh (barış) yoluyla girilir. Sulh, kuralların temelidir. Yardımsız bırakılmazlar, reddedilmezler ve ihmal edilmezler. Onlar, Müslümanlarla aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Müslümanlardan hiç kimse onları gece ve gündüz kitaplarını okumaktan alıkoyamaz. Onlardan biri mazlum olarak, Müslümanlardan biri yanında saklanmaya ihtiyaç duyarsa, Müslümanlar bu konuda ona yardımcı olmalıdır, umduğunda onu düş kırıklığına uğratmamalıdır. Bu yazı, kıyamete ve dünyanın sonuna dek, uyulacak ve bağlanacak bir belge olmalıdır.


İstanbul’un fethinde Hz. Hızır Fatih Sultan Mehmet’e nasıl yardımcı oldu?

fetih

Fatih Sultan Mehmet Hz. Hızır’ın yardımıyla İstanbul’u fethetti.


“Tüm dünya olayların arkasında gözüken Hz. Hızır’ı konuşuyor” başlıklı yazımda Hz. Hızır’ın Japonya’daki depremde ve Mısır’daki olayların içinde gözüktüğünü yazmıştım ve ilgili videoların linklerini size bildirmiştim. Peki kim bu Hz. Hızır diye araştırdığınızda Hz. Hızır’ın Allah tarafından savaşlarda görevlendirildiğini görüyoruz. Savaşlar onun izniyle gerçekleşiyor. İstanbul’da Hz. Mehdi’nin çıkacağı kutsal şehir olarak biliniyor. Bu yüzden bu şehrin fethedilmesi de çok önemliydi. Hz. Mehdi hadislerde bildirildiği gibi bu çok güzel şehirden kutsal emanetlerle çıkacağı için Hz. Hızır Fatih Sultan Mehmet’e İstanbul’u fethetmesinde yardımcı olmuş ve İstanbul büyük bir zaferle fethedildikten sonra da surlara oturup seyretmiştir. İşte Hz. Hızır’ın Fatih Sultan Mehmet’e nasıl yardım ettiği şöyle anlatılıyor:

Sultan Fatih, İstanbul’un Fethi hakkında Akşemseddin Hz. İle sohbet ederken, “Bana öyle bir dua öğret ki, fetih için bana yardımı olsun” der. Akşemseddin Hz. De, “Zirin, ‘Destur Yâ Şeyh Ahmed’ demek olsun. Şeyh Ahmed’den himmet (yardım) taleb et” der.

Bu zikre devam eden Fatih sorar: “Şeyh Ahmed kimdir ki, tazarru ve niyaz eyledim?” Akşemseddin Hz. nin cevabı: “Şeyh Ahmed, bu zamanın tasarruf sahibi ve kutbudur.”Şeyh Ahmed, Özbekistan’da / Semerkand’da bulunan Ubeydullah Ahrar Hazretleridir.

Fatih, bu zikrini fetih esnasında devamlı surette tekrarladı ve fetih müyesser oldu. (Enîsî, Menâkıb-ı Akşemseddin. Süleym. Kütüb. Hacı Mahm. Kısım. No: 4666, v. 10a-10b)

İsmi geçen Ubeydullah Ahrar Hz. nin torunu Hâce Muhammed Kasım şunları anlatıyor:
“Ubeydullah Ahrar Hz. bir gün, öğleden sonra aniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip Semerkand’dan sür’atle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da arkasından gittiler. Biraz yol aldıktan sonra, Semerkand’ın dışında bir yerde talabelerine, “Siz burada durunuz” dedi. Kendisi, Abbas Sahrası’na doğru hızlıca sürdü. Onu bir müddet daha takip eden Mevlâna Şeyh ismindeki meşhur talebesi diyor ki, “Sahraya vardığında, atını sağa-sola sürmeye başladı. Sonra birdenbire gözden kayboldu.”

Hazret daha sonra evine döndüğünde, talebeleri nereye/niçin gittiğini sordular. O da, “Türk Sultanı Muhammed Han (Fatih) kâfirlerle harb ediyordu. Benden yardım istedi. Ona yardıma gittim. Allahü Teâlâ’nın izniyle gâlib geldi, zafer kazanıldı” buyurdu.

Ubeydullah Ahrar Hz. nin, bu hadiseyi nakleden torunu Muhammed Kasım, babası Hâce Abdülhâdî’nin de şunları anlattığını naklediyor:

“Bilâd-ı Rûm’a (Anadolu’ya) gittiğimde, Fatih Sultan Mehmed Han’ı oğlu Sultan Bâyezid Han, bana babam Ubeydullah Ahrar’ın şeklini tarif etti ve ‘O mübarek zatın beyaz bir atı var mıydı?’ diye sordu. Ben de, beyaz bir atının olduğunu ve bazen ona bindiğini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bâyezid bana şunları anlattı:

“Babam Fatih Sultan Mehmed Han bana şunları anlattı: İstanbul’u fethetmek üzere harb ettiğim sırada, harbin en şiddetli bir anında, Şeyh Ubeydullah Ahrar Semerkandî Hazretleri’nin imdadıma yetişmesini istedim. Bir zat, beyaz bir atın üstünde hemen yanıma geldi ve bana ‘Korkma’ buyurdu. Ben de ‘Nasıl korkmayayım, bir türlü kale düşmüyor’ dedim. Ben böyle söyleyince, elbisesinin yeninden bakmamı söyledi. Baktım, büyük bir ordu gördüm. ‘İşte bu ordu ile sana yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık. Üç defa kös vurdur ve orduna hücum emri ver’ buyurdu. Emirlerini aynen yerine getirdim. O da, bana gösterdiği ordusuyla hücuma geçti. Böylece düşman hezimete uğradı ve İstanbul’un Fethi müyesser oldu.”(Hoca Sadedin Efendi, Tâcü’t Tevârih, 1, s. 437; Nişancızâde Mehmed bin Ahmed Muhammed b. Ramazan, Mir’ât- Kâinat, İstanbul, 1290, 1-11, s. 58-59)

Sultan Fatih, kuşatma günleri uzayıp fetih gerçekleşmeyince, vezir Ahmed Paşa’yı Akşemseddin Hz. ne gönderip fethin kesin zamanını sormuş, O da, “Cemâziyel evvel ayının yirminci günü seher vakti” demişti. (Solakzâde, Tarih, s. 200; Enîsî, 4666, v. 9b)

Aynen dediği gibi olunca, Akşemseddin Hz. ne fethin zamanını nasıl bildiğini sordular. Cevap verdi:“Kardeşim Hızır (aleyhisselâm) ile ilm-i ledünnîde Kostantiniyye’nin fethini vaktiyle (daha önce) keşfetmiştik. Fetih gerçekleştiği gün Hızır’ı gördüm. Birçok veliler ile askerin önünde kaleye girdiler. Kale fetholunduktan sonra Hızır kardeşimi gördüm ki kale duvarı üzerine çıkmış oturmuştu…

Bakalım Hz. Hızır’ı başka hangi tarihi olaylarda göreceğiz. Mısır’daki ve Japonya’daki olaylarda nasıl gözüktüğünü tekrar görmeniz için linkleri bildiriyorum. Hızır yeşil anlamına geliyor ve Hz. Hızır atına binmiş şekilde gözüküyor.

Mısır’da insanların ortasından süzülen yeşil atlı 1:21. saniyede gözüküyor, bu linkten seyredebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=gWQKOj9Sxkg&feature=related

Aynı görüntü şimdi de Japonya’daki depremde ortaya çıktı! Videoda 00:26.’ıncı saniyede kilisenin sol tarafında Hz. Hızır tekrar görülüyor. Bu videoyu da bu linkten seyredebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=S8I9rD_idZ4

 


1979’dan 2011’e kadar tüm dünyada hangi hadisler gerçekleşti?

wallpaper-2463028

Afganistan savaşı: “Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu…”


1979’dan günümüze kadar bundan 1400 yıl önce peygamberimiz tarafından bildirilen hangi hadisler gerçekleşti biliyor musunuz? Hadislere göre tüm dünyada savaşlar, anarşi, fakirlik, cinsel dejenerasyon artacak; doğal afetler sıklaşacak; insanlar güzel ahlaktan uzaklaşacak; sahte peygamberler ortaya çıkacaktır. Tüm bu felaketlerin ardından insanlar Allah’a bir kurtarıcı göndermesi için yalvaracaklar. İşte bu dönemde Allah Hz.İsa’yı ve Hz. Mehdi’yi göndererek tüm dünyaya İslam’ı tekrar hâkim edecektir. Hadislere baktığımızda hayret verecek şekilde kısa bir zaman dilimi içinde hepsinin gerçekleştiğini görüyoruz.

Şimdi kısaca hangi hadislerin gerçekleştiğine bakalım:

Afganistan’ın Rusya tarafından işgali (1979)

“Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah’ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Hz. Mehdi’sinin yardımcılarıdır.”(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Dördüncü Sulh (Arap-İsrail Barışı) (1979)

“Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi sene devam eder…” (Kıyamet Alametleri, Osman Çataklı, 299/8)

Kabe’de Kan Akıtılması (1979)

“Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler… Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina’ya indiklerinde birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.” (Kıyamet Alametleri, s. 168-169)

“İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina’ya indiklerinde büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)

İranIrak Savaşı (1980)

Şevval ayında ayaklanma Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak.” (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 166)

Depremlerin Çoğalması

“Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…” (Ramuz-El Ehadis, 476/11)

Mısır Meliğinin Öldürülmesi (1981)

“Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir…” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

Ramazan Ayında Güneş ve Ay Tutulmaları (1981-1982)

“Hz. Mehdi için 2 alamet vardır ki… Bunun birincisi, Ramazan’ın birinci gecesi Ay’ın; ikincisi de, Ramazan’ın ortasında Güneş’in tutulmasıdır.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

“… Güneş’in oruç ayının ortasında, Ay’ın ise sonunda tutulması…” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)

Şam Meliğinin Öldürülmesi (1982)

“Ondan önce Şam ve Mısır melikleri öldürülecektir…” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

Kuyruklu Yıldızın Doğması ( Halley, 1986) 

“Hz. Mehdi’nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır.” (Kıyamet Alametleri, s. 200)

Tozlu Dumanlı Bir Fitne (11 Eylül olayları, 2001)

“Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek…” (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

Bağdatın Alevlerle Yokedilmesi ( 2003)

“Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir…” (Risalet-ül Huruc-ül Hz. Mehdi, Cilt 3, sf. 177)
Irak Halkı Üç Fırkaya Bölünür (2003)

“Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar. Bir kısmı savaşır ve öldürülürler. Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.” (Fera İdu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Irak ve Şam’a Ambargo (2003) 

Ebu Nadre (r.a.) dedi ki; Cabir (r.a.)’ın yanında idik, şöyle dedi: “Öyle bir zaman yaklaşıyor ki, Irak ahalisine bir kafiz (ölçek), bir dirhem (bir ağırlık ölçüsüdür) sevk olunmayacak”. Dedik ki: “Bu kimden dolayı olur.” Dedi ki: “Acemler (‘Arap olmayanlar) bunu men’ ederler.” Sonra dedi: “Şam ahalisine bir dinar, bir müdy (kile, bir ölçü birimidir) sevk olunmayacak”. “Bu kimden dolayı olur” dedik. “Rumlar’dan dolayı” dedi. (Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)

Irak Halkı Şam’a ve Kuzeye Kaçar (2003)

“Masum ve temiz Irak halkı Şam’a kaçar.” (Risalet-ül Huruc-ül Hz. Mehdi, s. 210)

Iraklıların Parası Kalmayacak (2003)

“Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alış-veriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 45)

Ordunun Kaybolması (Irak’da kaybolan ordu, 2003) 

“Hz. Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar Süfyani, Yemani, semadan bir sayha (çağrı, nara), Beyda’da bir ordunun batışı ve “Hz. Mehdi’nin beş alameti bulunur. Bunlar Süfyani, Yemani, semadan bir sayha (çağrı, nara), Beyda’da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir”. (Naim Bin Hammad)

“…Kendisine bir ordu gönderilecek. Bunlar yerin bir çölünde iken yere batırılacaklardır.” (Müslim’den; Geleceğin Tarihi 4, s.31)

“Bir ordu savaş için gelir, çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakiler de kurtulmaz.” (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud’dan; Geleceğin Tarihi 4, s.30)

Irak’ın Yeniden Yapılanması (2003)

“…Irak’a saldırmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak’taki masum insanlar Şam’a doğru sığınma yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, Irak da yeniden yapılanır.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 254)

Şam Irak ve Arabistan’da Kargaşa Yaşanması (2003)

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “…Öyle bela ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse, sığınabileceği bir makam bulamayacaktır. Bu belalar Şam’ın etrafında dolanacak, Irak’ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini ve ayağını bağlayacaktır… Onlar belayı bir tarafta defetmeye çalışırlarken, diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 38-39)

Doğuda Yer Batması Tsunami (Endonezya, 2004)

“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; … Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası’nda meydana gelecek yere batma hadisesi…” (Müslim, Fiten, 39)

Batıda Yer Batması Katrina (Amerika, 2005)

“On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; … Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası’nda meydana “On “On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır; … Biri doğuda, biri batıda, bir diğeri de Arap Yarımadası’nda meydana gelecek yere batma hadisesi…” (Müslim, Fiten, 39)

“İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 392, no. 726)

Tüm dünyayı hayrete düşürecek gerçekler bunlar, gördüğünüz gibi hadisler arka arkaya tek tek gerçekleşiyor. Japonya’da gerçekleşen büyük deprem, Ortadoğu’da yaşanan karışıklıklık, çift boynuzlu Lulin kuyruklu yıldızının çıkışı hepsi hadislerde bildiriliyor. Her insanın bu gerçekleşen hadislerin dışında bir de gerçekleşmesi beklenenleri düşünmesi ve bunları heyecanla beklemesi gerektiğini düşünüyorum.