Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Davutoğlu: “Amacımız Türkiye liderliğinde bu coğrafyayı bütünleştirmek”

Dýþiþleri Bakaný Ahmet Davutoðlu

Davutoğlu son derece başarılı bir politikacı.


Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ”Gelecek gecikti Ortadoğu’da… Aslında Ortadoğu’da bugün yaşananların 20 yıl önce yaşanması lazımdı, amacımız Türkiye liderliğinde bu coğrafyayı bütünleştirmek” diye konuştu.

Gelecek dönemin teknolojideki değişim, dünyada ekonomik, siyasal, sosyal alandaki karşıtlı etkileşime paralel olarak çok daha büyük değişimlere gebe olduğunu belirten Davutoğlu,”Bu değişimin liderleri eğer değişimin doğasını doğru okurlarsa, bu doğayı doğru yorumlayıp bu değişimi doğru bir eksende şekillendirmeye çalışırlarsa dünyada yeni bir düzenin işaretleri ortaya çıkar ve yeni bir küresel düzene doğru gideriz.”

Tunus’ta başlayan gelişmelerin Bahreyn’den Yemen’e, Libya’dan Irak’a kadar büyük bir dalga oluşturmuşsa bunun arkasında bölgede teknolojik imkanlarla birlikte gelişen ortak kader bilincinin yattığını görmek gerektiğini belirten Davutoğlu, Ortadoğu’nun kendi tarihini bulmaya çalıştığını, kendi geleceğinde tarihin akışını şekillendirmeye çalıştığını söyledi.

Davutoğlu, ”Türkiye bu değişim dalgasının sürükleyici lider ülkesi olmak durumunda. Böyle bir hedefle hareket ediyor. Yoksa bütün bu etrafta, değişim dalgasını olumsuz sonuçlarından en fazla etkilenecek ülkelerinden biridir. Eğer aktif bir öncülükle değişim liderliği yürütemezsek biz bu coğrafyada bu gelişmelerden en olumsuz etkilenen ülke oluruz” dedi.

Ahmet Davutoğlu, ”Şu anda yaşanan şey bir nevi bir tsunami, bir siyasal deprem… Yapılması gereken aynen bir deprem döneminde yapılması gereken gibi. İlk yapılması gereken bu siyasal depremi mümkün olan en az kayıpla atlatmak. Sonra, bu siyasal deprem eğer bir siyasal deprem niteliği taşıyorsa ve normal olması gereken bir fay kırığı ise bunun doğru tanımının yapılıp hasarların giderilmesi ve binaların tamir edilmesi, yeni bir şehrin doğması lazım. Bölgede yeni bir düzenin ortaya çıkması lazım.

”BÖLGE İLE BÜTÜNLEŞECEĞİZ”-

”Bölge ile bütünleşeceğiz. Zihninde bir düzen resmi olmayanlar değişime öncülük yapamazlar. Kaostan medet ummanların, çatışmalardan güç çıkarabileceklerini düşünenlerin o değişimi pozitif anlamda yönetme şansları yok. Bizim zihnimizde bir resim var. Ortadoğu’da, Balkanlar’da sınırların kalkmasını istiyoruz, anlamsızlaşmasını istiyoruz. Tarihte olduğu gibi bu halkların bir arada yaşamasını istiyoruz.

Bir risk unsuru görenleri ise maalesef onların tarihin gerisinde kaldığını her fırsatta vurgulayacağız. Türkiye’yi kendi coğrafyasına hapsetmek isteyenler ya da Türkiye’nin etrafına duvar örmek isteyenlere karşı bizim vizyonumuz; Türkiye’nin liderliğinde, ‘liderliği derken herhangi bir empoze anlamında demiyorum’ Türkiye’nin zihnindeki resimle bütün bu coğrafyayı bütünleştirmek…”

Davutoğlu yaptığı bu açıklamalarla Türkiye liderliğinde bütün Ortadoğu’yu içine alacak büyük bir İslam Birliği’nden çok açık bir şekilde bahsediyor. İşte Türkiye’nin yeni vizyonu bu. Bu vizyon aynı zamanda acı içinde yaşam mücadelesi veren tüm Müslümanların kurtuluşu olacak gibi gözüküyor. Ortadoğu’da hangi ülkeye baksanız Türkiye’yi lider olarak görüyor. Bu birlik sevgi ve hoşgörü üzerine kurulacak bir birlik olacak. Davutoğlu’nun söylediği gibi bir dayatma olmayacak. Müslüman’da, Hıristiyan’da, Musevi’de huzur içinde yaşayacak. Bu güven ortamı ancak Türkiye liderliğinde kurulacak çok büyük bir İslam birliği sayesinde oluşacak gibi gözüküyor.


Güzel ülkemde demokrasi alabildiğine yaşansın…

gokkusagi3a

Özgürlük bu ülkede herkesin hakkı.


Benim ülkemde insanlar rahat ve güzel yaşamak istiyorlar, sevgiyle ve barışla yaşamak istiyorlar. Bu da en doğal hakları değil mi? Her fikre saygı gösterilsin. Benim ülkemde dinsizde var, dindar da var, ateistte var, Müslüman, Hıristiyan, Musevi’de var. Şimdi bu insanlar zulüm ve baskıgörürken, dayatma altında yaşarken mutlu olmak mümkün mü? Böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Müslümanların da diğer inançtaki insanların da bir arada mutlu ve huzurlu yaşamaları lazım. İnsan kendi düşüncesinde olmayan insanların ezildiğini, hakarete uğradığını, dışlandığını görürse ruhen rahat olamaz. Toplumda her fikre özgürlük verildiğinde ancak o zaman geniş çapta rahatlık yayılır.

Demokrasinin gerçek anlamda yaşanması ancak bu şekilde mümkün olur. Tabii ki böyle rahat bir ortamda insanların çoğunun kalbinde İslam’a, Kuran’a karşı derin bir sevgi oluşacaktır. Baskı ancak nefreti ve öfkeyi getirir. İnsan son derece gururlu yaratılmış bir varlıktır. Üzerine ne kadar baskı uygularsanız onda o kadar derin nefret uyandırırsınız. Kimse kimseyi zorla hizaya getiremez. İnsanlara güzellikle hak dini, Kuran’ı, ahir zamanı anlatırsın, güzel ahlakı anlatırsın. İki tarafta birbirinin düşüncesinde son derece saygılı olur, asla tartışma olmaz. Kabul ederse eder, etmezse de etmez. Zaten zorla yapılan ibadetin de, göstermelik yapılan hareketlerin de Allah katında hiçbir değeri olmaz. İnsan Allah aşkıyla, şevkle, isteyerek yapacak ki Allah katında değeri olsun. Bunun dışında nasıl bildiriliyor Kuran’da: “Sizin dininiz size, benim dinim bana.”

Sonuçta ben ülkemde her insanın özgür olmasını istiyorum, dileyen dilediği gibi giyinsin, isteyen camisine gidip namazını kılsın, isteyen sinagoguna, kilisesine gitsin, isteyen ateist olduğunu söylesin. Ama temelde sevgi ve anlayış olsun. Aslında şu da bir gerçek ki insanlarda çok büyük oranda dine yöneliş var. Kalpleri çeviren ve hidayeti veren Allah olduğuna göre her şeyin bir zamanı var diye düşünüyorum.


Atatürk’ün vasiyeti neden Türk milletinden özenle saklanıyor?

ataturk03

Atatürk’ümüzün vasiyetini bilmek her Türk vatandaşının hakkıdır.


Atatürk ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bıraktı. Fakat Kenan Evren, 1988 yılında Atatürk’ün vasiyetini açtı ancak nedense açıklanmasını sakıncalı görüp tekrar kilitleyerek kaldırttı. Peki nedir bu özenle Türk milletinden saklanan Atatürk’ümüzün vasiyeti? Bir Türk vatandaşı olarak bizlerin atamızın vasiyetini öğrenmeye hakkımız yok mu? Bizim yerimize nasıl oluyor da başkaları Atatürk’ümüzün vasiyetini görüp görmememize karar veriyor anlayamıyorum. Bugün mecliste oturan milletvekillerinden birinin de mi aklına gelmiyor bir soru önergesi vermek ve vasiyeti açtırıp Türk halkına sunmak? Yoksa bir şeylerden mi çekiniliyor, yoksa Atatürk vasiyetinde komünizmin yıkıldığından ve büyük bir İslam birliğinin kurulacağından mı bahsediyor?

Araştırmacı Aytunç Altındal’da, Atatürk’ün ‘siyasi, toplumsal, tarihsel vasiyetinin gizlendiğini düşünüyor. Altındal’a göre, Atatürk’ün notlarında, ‘İlelebet payidar kalacaktır’ dediği Cumhuriyet için ileride neler yapılması konusundaki görüşleri bulunuyordu. Ata’nın sır vasiyetinin 1988’de yani Atatürk’ün ölümünün üzerinden 50 yıl geçtikten sonra açıldığını belirten
Altındal, ‘Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve o günkü Başbakan Turgut Özal, bunları okudular. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere ‘toplumun henüz hazır olmadığını’ öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler’ dedi. 1988’de Atatürk’ün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak konulduğunu söyleyen Altındal, vasiyette neler olduğuna dair ipuçları olduğunu düşünüyor ve şöyle açıklıyor:

Hilafet düşüncesi

Altındal’a göre, Atatürk’ün notlarında Hilafet’le ilgili ilginç fikirleri yer alıyordu. Atatürk hilafetin kişi bazında değil, bütün İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak canlandırılabileceğini söylüyordu. Altındal’a göre, bu vasiyeti 1958’de öğrenen Adnan Menderes, sonunu hazırlayan o cümleyi; ‘Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz‘i bu nedenle söylemişti. Altındal, Atatürk’ün ‘1920’lerde sadece 3 Müslüman devlet var. Türkiye, İran ve Afganistan. Bu sayı ileride 40’a 50’ye çıkarsa, bu devletler kendileri bir araya gelerek bir Hilafet Meclisi oluştururlar’ dediğini öne sürdü.

Atatürk’ün fikri bugün gerçekleşiyor

Mustafa Kemal’in saltanata karşı olduğunu, ancak Hilafet’e bir müessese olarak karşı çıkmadığını savunan Altındal, Atatürk’ün fikirlerinin aslında bugün hayata geçtiğini düşünüyor. Bugünkü İKÖ’nün ana hatlarını 1920’lerde çizdiğini söyleyen Altındal, ‘Mustafa Kemal’in Hilafet’in 5 güçlü İslam üyesinin daim” konseyi oluşturmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu olarak Hilafet’i temsil etmesini istediğini düşünüyorum’ dedi. Gerçekten de bugün İslam ülkeleri arasında vizeler kalkıyor ve çok kısa bir süre sonra çok büyük bir birliğin kurulacağı şimdiden görülüyor.

Vatikan gibi

İslam ülkelerinin tesis edeceği bir hilafet sistemine dünyada terörizmin önlenmesi için ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Altındal, ‘Bu sistemde en yüksek bir fetva makamı olacaktır. Böylelikle bir İslam Adaleti tesis edilir. Bir tarafın Vatikan’ı var öteki tarafın bir gücü yok. Bu İslam ülkelerinin gücünü arttıran bir şey olacak.

Atatürk Nutuk’ta ne demişti?

Aytunç Altındal, Nutuk’taki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi fikrini desteklediğini düşünüyor. Atatürk’ün, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Basımevi’nde basılan Nutuk’unun 490’ıncı sayfasında aynen şu sözleri yeralıyor: …Ortak ilişkileri korumak ve bu ilişkilerin gerektirdiği koşullar içinde birlikte iş görmeyi sağlamak için ilgili Müslüman devletlerin delegelerinden bir Meclis kurulacaktır. Bu meclisin başkanı, birleşmiş Müslüman devletleri temsil edecektir diye bir karar alınırsa, işte o zaman, istenirse o birleşik Müslüman Devleti’ne Halifelik adı verilir.

Celal Bayar’da biliyordu

Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da bilgisi olduğunu söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967’de Bayar’a ‘Atatürk’ün gizli vasiyeti var mıydı?’ diye sorduğunu, Bayar’ın da kendisine, ‘Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz, Türkiye hazır değil’ dediğini söyledi. Kenan Evren’in, Atatürk’ün fikirlerini gizlemesindeki amacı mutlaka açıklaması gerektiğini söyleyen Altındal, Atatürk’ün notlarınınAnıtkabir‘de olduğu yolunda kendisine güvenilir bilgiler geldiğini de sözlerine ekledi. Altındal, Atatürk’ün sır vasiyetinin, Cumhurbaşkanlığı’nın ardından Meclis’te Atatürk’ü Koruma Komisyonu’nun kararıyla, Genelkurmay Başkanlığı’nın oluru alındıktan sonra açıklanabileceğini de sözlerine ekledi.

Sonuç olarak ben bir Türk vatandaşı olarak Atatürk’ün vasiyetinin açılmasını istiyorum, atamızın “ölümümden 50 yıl sonra açılsın” demesinin bir hikmeti olduğunu düşünüyorum. Vasiyet açıldığında kendisinin ne kadar ileri görüşlü olduğuna herkesin bir kez daha şahit olacağını biliyorum ve bu konuyla devlet yetkililerinin ilgilenmesini rica ediyorum.