Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Ortadoğu’nun Hiroşima’sı Halepçe’yi unutmak mümkün mü?

Ortadoğu’nun Hiroşima’sı Halepçe’yi unutmak mümkün mü?

Halepce katliamı unutulmamalı.


Dün Halepçe katliamının üzerinden 23 yılın geçtiği bir gündü… 1988 yılında SaddamHüseyin İran Irak savaşı esnasında Irak’ın kuzeyinde Kürtlere karşı “El-Enfal Harekâtı” ismiyle anılan müthiş bir soykırım gerçekleştirdi.

16 Mart 1988 günü zehirli gaz bombalarını taşıyan sekiz MiG-23 uçağı Halepçe kasabasının üzerine zehirli gaz bombası yağdırdı. Halepçe sakinleri, İran askerleri ve Peşmergelerle birlikte 5.000’den fazla insan anında öldü, 7.000’den fazla insan da yaralandı. Bombalar tarihin en büyük katliamlardan birini gerçekleştirme yolunda kentin kalbini parçalarken, her tarafa her yaştan çoluk, çocuk, bebek, ihtiyar, genç, kadın, özürlü vs demeden insan cesetleriyle dolmuştur.. Kentin sokaklarında gezen zehirli gazlar, bu masum insanları birer birer yok etmiştir. Ancak Irak Savaşı’ndan sonra bölgeye giren yabancılar tarafından bu rakamın çok daha da büyük olduğu tespit edilmiştir.

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen Halepçe katliamı’nın izleri hala yok olmamıştır. Zehir yüklü bulutlar hala bir karabasan veya kabus gibi şehrin üstünde kol gezmektedir.İşin en acı tarafı ise, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen ‘Halepçe Katliamı”nın, dünya kamuoyunda hala gereken yankıyı bulamamasıdır.

Bu kadar masum insanı hunharca öldüren Saddam kuşkusuz cezasını bulmuştur ama şimdi soruyorum size, Müslümanlar birlik olsa bu katliamlar yaşanır mıydı? Bu kadar masum kadın ve çocuk gaz bombalarıyla öldürülebilir miydi? Müslümanların bir lideri olsa, Saddam ve diğerleri böyle hain planlar kurabilirler miydi? Nato kuruluyor, Akdeniz Birliği kuruluyor da neden Müslümanlar tek bir birlik altında birleşemiyor? Hala neden Şii, Sunni, Alevi, Caferi ayrımı yapılıyor? Bugün Ortadoğu’da yaşanan olaylar, başından sokak ortasında vurulan insanlar, Kadafi’nin vicdansızlığı değişen hiçbir şeyin olmadığını açıkça göstermektedir. Müslümanlar birleşmediği sürece bu katliamlar artarak devam edecektir.

Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla’ diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa Suresi, 75)

 

Reklamlar

Önce Mısır’ı kâbusa çeviren Hüsnü Mübarek, şimdi de Libya’daki Firavun Kaddafi!

 

Önce Mısır’ı kâbusa çeviren Hüsnü Mübarek, şimdi de Libya’daki Firavun Kaddafi!

Albay Muammer Kaddafi, 41 yıldır demir yumrukla yönettiği Libya’da halkının isyanıyla karşı karşıya.


Ortadoğu’daki isyan bir türlü bitmek bilmiyor, bu nasıl bir salgın hastalık ki ülkeden ülkeye sıçrıyor. Milyonlarca insan sokaklara dökülüyor, halk çok ağır bir baskı altında eziliyor. Şu anda Kaddafi’nin veHüsnü Mübarek’in en büyük yanlışı masum halka zulmetmektir. Zavallı kadınları ve çocukları ülkeyi terk etmeye zorlamaktır. Halka yaptıkları bu ağır baskı yalnızca büyük bir öfke ve nefret doğurur. Kaddafi’nin de en büyük yanlışı masum halkın üzerine paralı askerle saldırmasıdır. Karşısında düşman değil de kendi halkı olduğunu görmezden gelen bir hükümet eninde sonunda yıkılmaya mahkûmdur.

Kaddafi’nin oğlu ‘Ülkemizi Türklere ve İtalyanlara bırakmayız’ sözleriyle Mağripli diktatörlerin kâbusunu açığa dökerken, diktatörleri korkutan tarihi sembol eylemlerde sallanan bayraklarda şahlanıyor. Bakıyorsunuz Ortadoğu’da yayılan bu salgın hastalık Türklere olan sevginin coşkuyla artmasıyla sonuçlanıyor. Olaylar sanki hep bir yöne doğru gidiyor.
Ne demişti Said Nursi:

İnşaAllah, yine Araplar ye’si bırakıp, İslâmiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakikî bir tesânüd ve ittifak ile el ele verip Kur’ân’ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.
(Hutbe-i Şamiye)

 

Nitekim Tunus‘ta da dikta rejiminin yıkılmasından sonra muhalif lider olan Raşid Gannuşi bugün basına yansıyan açıklamasında şöyle diyor: “Demokrasi ve İslam’ı barıştıraran Türkiye model ve örnek alınacak ve Tunus’ta tekrar diktatörlük yaşatılmayacak ve diyorum ki bu örnek, yıkılan ve yıkılacak olan tüm diğer dikta bölgelerine ve geriye kalan tüm coğrafyalara da yayılacak.”