Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Osmanlı tuğrasının üzerindeki 30 sembolün anlamını biliyor musunuz?

osmanli-armasi

Osmanlı tuğrası son derece ihtişamlı gözüküyor.


Osmanlı tuğrasının üzerinde tam 30 tane motif var ve hepsinin bir anlamı var. Bugün sizlere öğrendiğim bu son derece ilgi çekici bilgileri paylaşmak istiyorum. Şu anda Topkapı Sarayı Harem girişindeki bölümde sergilenmekte olan Tuğra, Sultan II. Abdülhamid’e aittir. Bu da eserin bu son halinin 1876-1909 yılları arasında yapıldığını gösteriyor. Osmanlı Arması 18. asır sonlarında meydana gelmeye başlayıp, karakteristik özelliklerini II. Abdülhamit Padişah devrinde kazanmıştır. Devletin unsurlarını armaya yerleştirme fikri bu devirde ön plana çıkmıştı. Arma çok farklı fonlarda da olabiliyor. Ama temel özellikleri hemen hemen aynıdır. Tuğrada saltanat ve orduyu temsil eden motifler kullanılmıştır.

İlk armanın ortaya çıkışı şöyle:

İngiltere’de 1346’da Kral III. Edward tarafından Dizbağı Nişanı’nın geleneği ortaya çıkarılmıştı. Bu gelenekte şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra’da Windsor Sarayı’nda bulunan Saint George Kilisesi’nin duvarında asılmaktadır. Ancak o zamanlarda Osmanlı Padişahı’nın arması henüz bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul’a gelerek araştırmalarda bulunan Young’a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur.’

İngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanan arma, Osmanlı Devleti’nin Londra Sefiri Kostaki’ye teslim edilir. Kostaki tarafından İstanbul’a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecit de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere’nin Saint George Kilisesi’ndeki yerini alır. Kraliçe Victoria’nın Charles Young’a tasarlattığı arma, Sultan II. Abdülhamit döneminde ise terazi ve silahlar eklenerek son şekline kavuşmuş olur.

İşte Osmanlı tuğrasının üzerindeki 30 sembolün anlamı: 

1- Tuğranın etrafındaki güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir.

2- II. Abdülhamit’in tuğrasıdır.

3- Sorguçlu serpuş: Osman Gazi”yi ve tahtı temsil eder.

4- Yeşil Hilafet sancağı.

5- Süngülü tüfek: Nizam-ı Ceditle birlikte Osmanlı ordusunun asıl silahı olmuştur.

6- Çift taraflı teber.

7- Toplu tabanca.

8- Terazi: şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil eder.

9- (Üstte) Kuran-ı Kerim. (Altta) Kanunnameler.

10- Nışan-ı al-i imtiyaz: Devlet adına faydalı işlerde bulunmuş ilim adamları, idareci ve askerlere veriliyordu.

11- Nışan-ı Osmani: Sultan Abdülaziz Han tarafından 1862’de ihdas edilmiş olup, devlet hizmetinde üstün başarı sağlayanlara verilirdi.

12- Asa ve şeşper

13- Çapa, Osmanlı denizciliğini temsil eder.

14- Bereket boynuzu

15- Nışan-ı iftihar

16- Yay

17- Mecidi nişanı

18- Borazan, modern mızıka takımının kullandığı çalgı aletidir

19- Şefkat nişanı, 1878’de II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiş olup; savaş zamanında, büyük afetlerde devlete, millete hizmet eden kadınlara verilirdi.

20- Top gülleleri (Bazı armalarda bulunmuyor.)

21- Kılıç

22- Top, topçu ocaklarını temsil eder.

23- El siperlikli tören kılıcı: bu kılıç klasik Türk kılıcı olmayıp, o devirdeki subaylar tarafından kullanılırdı.

24- Mızrak.

25- Çift taraflı teber, orduda üst düzey görevliler tarafından üstünlük sembolü olarak kullanılmıştır.

26- Tek taraflı teber (balta)

27- Bayrak

28- Osmanlı sancağı

29- Mızrak: Son dönem mızraklı süvari alaylarını remz eder

30- Kalkan, Ortasında stilize edilmiş bir güneş motifi var. 12 yıldız: Rivayete göre bu 12 yıldız 12 burcu temsil eder. Güneş bu burçlar üzerinde hareket eder.

Reklamlar

Atatürk’ün vasiyeti neden Türk milletinden özenle saklanıyor?

ataturk03

Atatürk’ümüzün vasiyetini bilmek her Türk vatandaşının hakkıdır.


Atatürk ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bıraktı. Fakat Kenan Evren, 1988 yılında Atatürk’ün vasiyetini açtı ancak nedense açıklanmasını sakıncalı görüp tekrar kilitleyerek kaldırttı. Peki nedir bu özenle Türk milletinden saklanan Atatürk’ümüzün vasiyeti? Bir Türk vatandaşı olarak bizlerin atamızın vasiyetini öğrenmeye hakkımız yok mu? Bizim yerimize nasıl oluyor da başkaları Atatürk’ümüzün vasiyetini görüp görmememize karar veriyor anlayamıyorum. Bugün mecliste oturan milletvekillerinden birinin de mi aklına gelmiyor bir soru önergesi vermek ve vasiyeti açtırıp Türk halkına sunmak? Yoksa bir şeylerden mi çekiniliyor, yoksa Atatürk vasiyetinde komünizmin yıkıldığından ve büyük bir İslam birliğinin kurulacağından mı bahsediyor?

Araştırmacı Aytunç Altındal’da, Atatürk’ün ‘siyasi, toplumsal, tarihsel vasiyetinin gizlendiğini düşünüyor. Altındal’a göre, Atatürk’ün notlarında, ‘İlelebet payidar kalacaktır’ dediği Cumhuriyet için ileride neler yapılması konusundaki görüşleri bulunuyordu. Ata’nın sır vasiyetinin 1988’de yani Atatürk’ün ölümünün üzerinden 50 yıl geçtikten sonra açıldığını belirten
Altındal, ‘Cumhurbaşkanı Kenan Evren ve o günkü Başbakan Turgut Özal, bunları okudular. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere ‘toplumun henüz hazır olmadığını’ öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler’ dedi. 1988’de Atatürk’ün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak konulduğunu söyleyen Altındal, vasiyette neler olduğuna dair ipuçları olduğunu düşünüyor ve şöyle açıklıyor:

Hilafet düşüncesi

Altındal’a göre, Atatürk’ün notlarında Hilafet’le ilgili ilginç fikirleri yer alıyordu. Atatürk hilafetin kişi bazında değil, bütün İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak canlandırılabileceğini söylüyordu. Altındal’a göre, bu vasiyeti 1958’de öğrenen Adnan Menderes, sonunu hazırlayan o cümleyi; ‘Siz isterseniz hilafeti bile geri getirebilirsiniz‘i bu nedenle söylemişti. Altındal, Atatürk’ün ‘1920’lerde sadece 3 Müslüman devlet var. Türkiye, İran ve Afganistan. Bu sayı ileride 40’a 50’ye çıkarsa, bu devletler kendileri bir araya gelerek bir Hilafet Meclisi oluştururlar’ dediğini öne sürdü.

Atatürk’ün fikri bugün gerçekleşiyor

Mustafa Kemal’in saltanata karşı olduğunu, ancak Hilafet’e bir müessese olarak karşı çıkmadığını savunan Altındal, Atatürk’ün fikirlerinin aslında bugün hayata geçtiğini düşünüyor. Bugünkü İKÖ’nün ana hatlarını 1920’lerde çizdiğini söyleyen Altındal, ‘Mustafa Kemal’in Hilafet’in 5 güçlü İslam üyesinin daim” konseyi oluşturmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu olarak Hilafet’i temsil etmesini istediğini düşünüyorum’ dedi. Gerçekten de bugün İslam ülkeleri arasında vizeler kalkıyor ve çok kısa bir süre sonra çok büyük bir birliğin kurulacağı şimdiden görülüyor.

Vatikan gibi

İslam ülkelerinin tesis edeceği bir hilafet sistemine dünyada terörizmin önlenmesi için ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Altındal, ‘Bu sistemde en yüksek bir fetva makamı olacaktır. Böylelikle bir İslam Adaleti tesis edilir. Bir tarafın Vatikan’ı var öteki tarafın bir gücü yok. Bu İslam ülkelerinin gücünü arttıran bir şey olacak.

Atatürk Nutuk’ta ne demişti?

Aytunç Altındal, Nutuk’taki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi fikrini desteklediğini düşünüyor. Atatürk’ün, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Basımevi’nde basılan Nutuk’unun 490’ıncı sayfasında aynen şu sözleri yeralıyor: …Ortak ilişkileri korumak ve bu ilişkilerin gerektirdiği koşullar içinde birlikte iş görmeyi sağlamak için ilgili Müslüman devletlerin delegelerinden bir Meclis kurulacaktır. Bu meclisin başkanı, birleşmiş Müslüman devletleri temsil edecektir diye bir karar alınırsa, işte o zaman, istenirse o birleşik Müslüman Devleti’ne Halifelik adı verilir.

Celal Bayar’da biliyordu

Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da bilgisi olduğunu söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967’de Bayar’a ‘Atatürk’ün gizli vasiyeti var mıydı?’ diye sorduğunu, Bayar’ın da kendisine, ‘Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz, Türkiye hazır değil’ dediğini söyledi. Kenan Evren’in, Atatürk’ün fikirlerini gizlemesindeki amacı mutlaka açıklaması gerektiğini söyleyen Altındal, Atatürk’ün notlarınınAnıtkabir‘de olduğu yolunda kendisine güvenilir bilgiler geldiğini de sözlerine ekledi. Altındal, Atatürk’ün sır vasiyetinin, Cumhurbaşkanlığı’nın ardından Meclis’te Atatürk’ü Koruma Komisyonu’nun kararıyla, Genelkurmay Başkanlığı’nın oluru alındıktan sonra açıklanabileceğini de sözlerine ekledi.

Sonuç olarak ben bir Türk vatandaşı olarak Atatürk’ün vasiyetinin açılmasını istiyorum, atamızın “ölümümden 50 yıl sonra açılsın” demesinin bir hikmeti olduğunu düşünüyorum. Vasiyet açıldığında kendisinin ne kadar ileri görüşlü olduğuna herkesin bir kez daha şahit olacağını biliyorum ve bu konuyla devlet yetkililerinin ilgilenmesini rica ediyorum.