Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Küçücük bir arının yaptıkları evrimle açıklanabilir mi? Seyredin

 ari9

Küçücük bir arı muhteşem işler başarıyor.


Küçücük bir arının yaptıklarına bir bakın. Arılar yiyecek kaynağının bulunabilmesi için sekiz şeklinde dans ederek diğer arılara yön bildiriyorlar ve bunu bulan bilim adamı Avusturyalı zoolog Karl von Frich bu çalışmasıyla 1973 yılında Nobel ödülü kazanmıştır. Arılar yüksek ısı oluşturarak kovanın içine girmeye çalışan düşmanlarını yakarlar. 500 gr. ham nektar için toplamak için 900 arının bir gün çalışması gerekir. 450 gr. saf balı elde edebilmek için de yaklaşık olarak 17000 bal arısının 10 milyon çiçeği dolaşması gerekir.

Bütün bunların dışında arıların kurduğu muhteşem altıgenlerden oluşan, eğimi tam olarak ayarlanmış kovanlara ne demeli? Binlerce mühendis bir araya gelse bir kısmı bir ucundan diğer kısmı da diğer ucundan başlasa böyle muhteşem kovalar kurabilirler mi? Arılardaki muazzam detaylar saymakla bitmiyor, bu linkten ilgili videoyu seyretmenizi rica ediyorum:

http://video.mynet.com/erkanarkut/Su-muhtesem-arinin-yaptiklarina-bakin/1130476

Arılardaki bu muazzam özellikler evrim teorisiyle ve tesadüflerle açıklanamaz. Peki evrimciler evim teorisinin geçersizliğini nasıl itiraf ediyorlar, onlara bakalım:

Dr. Robert Milikan (Nobel ödüllü, ünlü bir evrimci): “Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz”.1

Rastgele mutasyonların, tüm canlılık aleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra Grassé şöyle diyor:

“Hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dahil edilmemelidir.”2

 

1. SBS Vital Topics, David B. Loughran, Nisan 1996, Stewarton Bible School, Stewarton, Scotland, URL:http://www.rmplc.co.uk/eduweb/ sites/sbs777/vital/evolutio.html

2. Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, s.103

Reklamlar

Evrimciler kâinattaki altın oranı açıklayabilirler mi?

Evrimciler kâinattaki altın oranı açıklayabilirler mi?

Deniz kabuklarındaki mükemmel altın oran.


Bu aralar evrim ve yaratılış konusunda sürekli yeni makaleler okuyorum. Gördüğüm kadarıyla evrim teorisini blogda savunan arkadaşlar var. Hem de bunca delile rağmen. Bu yüzden evrim teorisini çökerten tüm delilleri sizlerle paylaşacağım. Ben kâinata baktığımda her yerde müthiş bir düzen görüyorum. Canlılar hiçte çarpık çurpuk değil, birbirlerinden türediklerine dair tek bir delil, tek bir ara form yok ortada.Bilim adamları yerin altından milyonlarca fosil çıkarmışlar. Bu milyonlarca yıllık fosillere baktığınızda hiçbir türün başka bir türe dönüşmediğini, bugün yaşayan halleriyle tıpatıp aynı olduğunu görmüşler.

Fosillerin evrim teorisini yıkmasının dışında kainatta öyle net bir matematiksel oran var ki, bu da evrim teorisini tam anlamıyla yerle bir ediyor. Çünkü bu matematiksel oran kâinatın tesadüflerle değil üstün bir akılla, yani Allah tarafından yaratılmasıyla ortaya çıktığını gösteriyor. Bir ayçiçeğinin yapraklarında, salyangozun kabuğunda, çam kozalağında, parmaklarımızda, yüzümüzde,piramitlerde “altın oran” diye isimlendirilen matematiksel bir sır bulunuyor. Hatta Kabe şehri de tüm dünyanın altın oran noktasında bulunuyor.

İtalya’nın Pisa Kenti’nden “Leonardo Pisano” veya lakabı olan “Fibonacci”, Ortaçağ’ın en etkili matematikçisi olarak anılıyor. Fibonacci’nin bulduğu sayı dizisi, kendi adı olan Fibonacci sayıları olarak biliniyor. Bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.1 Fibonacci dizisi 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, … şeklinde ilerlemektedir.

Dizideki sayıları bir öncekine böldüğünüzde, birbirine çok yakın sayılar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı “altın oran” olarak adlandırılan 1, 618’dir.

233 / 144 = 1, 618
377 / 233 = 1, 618
610 / 377 = 1, 618
987 / 610 = 1, 618
1597 / 987 = 1, 618
2584 / 1597 = 1, 618

Bu oran Allah’ın bir mucizesi olarak, doğadaki birçok varlıkta gözlenebilir. Hücrelerimizin içindeki DNA sarmalından, uzaydaki galaksilerin şekillerine kadar altın oranı bulmak mümkündür. Bu da tüm kainatı Allah’ın yarattığını, hiçbir canlının tesadüfler zinciriyle meydana gelmediğini ispatlar.

… Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)

1.Guy Murchie, The Seven Mysteries Of Life, First Mariner Boks, New York s. 58-59

 


Artık evrim teorisi değil 19. Yüzyılın evrim masalı diyebiliriz…

Artık evrim teorisi değil 19. Yüzyılın evrim masalı diyebiliriz…

Evrim teorisi 21. Yüzyıl bilimi ile çökertilmiştir.


Tek hücreden, maymuna, oradan da insana uzanan bir evrimleşmeyi savunan; tüm canlıları, tek bir ortak ataya götüren evrim teorisi; kanıtsız, dayanaksız ve matematiksel ispattan mahrum bir teoriden öteye gidememiştir. Bilimsel bir teorinin sağlaması gereken kriterleri, hiçbir zaman sağlamamıştır. Bu yüzden 19. Yüzyılın tozlu raflarına kaldırılmıştır, bu yüzyılda müthiş bir hızla gelişen mikrobiyoloji evrim teorisinin büyük bir depremin altında kalarak çökmesini sağlamıştır.

Bildiğiniz gibi evrim teorisi tüm çanlılığın tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını öne sürer ve Yaratıcı’yı kesinlikle reddeder. Yani kainatta gördüğünüz bütün bu olağanüstü düzen kendi kendine oluşmuş, hiçbir kaos yaşanmadan havadaki gaz oranından tutun da yağmur damlalarının yavaşça yere düşmesine kadar milyonlarca ayrıntı kendi kendine gerçekleşmiştir!

Fakat doğaya baktığınızda her yer noktada gördüğünüz müthiş ayrıntılı düzen bize bir Yaratıcının apaçık varlığını kanıtlar. Canlıları yaratan sonsuz güce sahip Allah, onların yaşayacakları doğal çevreyi; bu çevredeki potansiyel yiyecekleri planlamış; arkasından canlıları, uyacakları yasalarla birlikte planlayıp yaratmış ve zaman boyutuna bağlı olarak türetmiştir. Her şey O’nun kontrolündedir. Canlıların gelişimi, değişimi, çeşitlenmesi, beslenmesi yahut besleyici bir çevrenin sağlanması, neslin devamı, yaşam ve ölüm, iklim şartlarıyla mücadele, kendi aralarındaki mücadele; bu mücadelenin sınırları ve yasaları (sadece bir canlı değil koskoca bir sistem) bütün bunları içeren “yüksek bir matematik programlama ve yönetim” olmadan; canlı hayatın bugünkü hale gelmesi mümkün değildir.Bu görüşün aksi olan; tesadüfilik-şans-amaçsızlık-belirsizlik-körlük, ancak felaketler, yok oluşlar ve kaos doğurur. Aklın ve ilmin de bize söylediği, bundan ibarettir…

Burada üzerinde durmamız gereken en önemli husus; tüm evreni ve canlıları yaratan ve yöneten, sonsuz boyutlara sahip olan Allah, mikrodan-makroya, yarattığı her şeyi; sonlu bir boyut içinde yaratmıştır. Başka bir deyişle tüm varlıkları, boyut, boyut yaratmış; hatta boyutlara hapsetmiştir. Hiçbir varlık kendi boyutunu aşamaz, değiştiremez. Bu demektir ki; atomaltı parçacıklar; madde, canlı-bitki olamaz. Bitki, hayvan olamaz. Hayvanlar, hapsedildiği “tür boyutu”nu aşamaz. Hayvan-maymun, insan olamaz. İnsan, cin olamaz. Cin, melek olamaz. Tüm canlılar kendi boyutunun sınırları içinde yaşarlar ve diğer boyuta asla geçemezler.

Evrimcilerin amacı bu hayali boyutları aşarak Tanrıya ulaşmaktır, fakat bütün bunlar, insan nefsinin, “ilahlaşma arzuları”na, şeytani fısıltıların karışmasından kaynaklanan “hayaller”den başkası değildir. Bugün, bozulmuş dinler, bunların insanı ilahlaştırmaya yönelik felsefelerinin bir toplamı olan New Age dini ve maddeci-evrimci felsefeler, bu saçma hayallerin peşinde koşmaktadır. Ancak unutmayın ki her şey; Nur’undan yaratmayı başlatan ve sonlu boyutlara mahkum eden sonsuz boyutlu Yüce Allah’a tabidir. Evrende, O’nun takdirini bozacak, onun vaadini ve yasalarını değiştirecek hiçbir güç yoktur ve olmayacaktır.

Tarihin şahitliğinde söylemek gerekir ki; bilimsel çalışmalar ilerledikçe; bu örümcek evi kadar dayanaksız teori, işte böyle buharlaşmaya mahkum olacaktır.


Fosiller Evrim Teorisini Gerçekten Çürütüyor Mu?

Fosiller Evrim Teorisini Gerçekten Çürütüyor Mu?

Kretase Döneminden 100 Milyon Yıllık Timsah Fosili


Fosiller konusunda gerçekten evrimi çürütoyorlar mı diye bir araştırma yaptım.

Bu araştırmamı sizlerle de payaşmak istiyorum.

Öğrendim ki dünyada yer altından çıkartılmış yüz milyonlarca fosil varmış.

Bunlardan bazıları oldukça eski. 500 milyon yıllık hayvan fosilleri var. Etkileyici olan kısım. 500 milyon yıl önceki hayvan neyse, bu gün de aynısı yaşıyor. 500 milyon yıl boyunca evrim geçirmemiş ve değişmemiş.

Bunu görünce daha da merak ettim ve araştırdım. Şimdiye kadar onca evrim kitabı okudum. Hep araformlardan bahsediyorlar. Zaten Darwin’in Türlerin Kökeni kitabında da geçer. Meğerse araform yokmuş. Herhalde bu yüzden araform diye bahsettikleri canlıların fosilleri yok da sadece çizimleri var.

Bunun üzerine Darwin’in araformlar hakkındaki görüşlerini merak ettim ve neler demiş araştırdım. Türerin Kökeni kitabında daha önce dikkatimi çekmeyen kısımlarla karşılaştım. İşte sonuçlar:

Ama bu teoriye göre sayısız geçişsel biçimler olması gerektiğine göre, onlara yer kabuğuna gömülmüş olarak neden çok sayıda rastlamıyoruz? (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s. 186)

Peki ama geçit bölgelerde, yaşam koşullarının geçiştiği yerlerde, neden birbirine yakın geçişsel çeşitlere rastlamıyoruz? Bu güçlük, uzun süre kafamı karmakarışık etti. (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 187)

Türler başka türlerden belli belirsiz aşamalardan geçerek türediyse, neden her yerde sayısız geçişsel biçimlere (ara- geçiş formları) rastlamıyoruz? Bugün gördüğümüz türler yerine doğada neden biçimlerin karmakarışıklığı ile karşılaşmıyoruz? (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 185)

Eskiden var olmuş ara çeşitlerin sayısının da gerçekten pek büyük olması gerekir. Öyleyse bütün yerbilimsel oluşumlar ve bütün tabakalar geçişsel biçimlerle (ara formlar) neden tıka basa dolu değildir? Yerbilim (jeoloji), organik yaratıkların böylesine kopuksuz bir zincirini asla gün ışığına çıkarmamıştır. Bu belki de doğal seleksiyon teorisine karşı çıkarılabilecek en açık ve en zorlu aykırılıktır. (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, s. 349)

Daha sonraki yazılarımda günümüz ünlü bilimadamlarının bu konuyla ilgili çarpıcı görüşlerini de paylaşacağım.

Siz de araştırın ve 150 yıldır bizden gizlenen bu bilgileri görün mutlaka. Benimle aynı sonuca ulaşacaksınız.

Ben kesin bilimsel verilere inanırım. Bilimsel veriler de araformlar olmadığını ve evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini gösteriyor.

Halen buna inanan insanların olması beni çok şaşırtıyor.