Follow Erkan Arkuttan Güncel Yazılar on WordPress.com

Ağustos böceklerinin büyük sırrı- Seyredin

agustos-bocegi-resimleri-1

Her bir hayvanın hayatındaki incelediğimizde muazzam detaylarla karşılaşıyoruz.


Geçen gün seyrettiğim son derece ilginç bu videoyu sizlerle paylaşabilmek için video sayfama ekledim. Kuzey Amerika’nın doğu sahilinde yaşayan milyarlarca ağustos böceği larvaları toprağın altında tam 17 yıl kaldıktan sonra yeryüzüne çıkıyorlar! Ağaçlara tırmanırken kısa sürede dönüşümlerini tamamlayan bu canlılar, dikkatsiz ve savunmasız oldukları için doğadaki kaplumbağa, kuş, sincap gibi bazı hayvanlara kendilerini adeta gümüş tepside sunarcasına yem ediyorlar. Ziyafet çeken avcı hayvanlar tıka basa doyduktan sonra geri çekiliyorlar. Böylece hayatta kalmayı başaran şanslıağustos böcekleri çiftleşip yumurtalarını bıraktıktan birkaç gün sonra yaşamını yitiriyorlar ve orman yeniden sessizliğe bürünüyor. Videoyu bu linkten seyredebilirsiniz:

http://video.mynet.com/erkanarkut/Agustos-Boceklerinin-buyuk-sirri/1140288

İnsan buradaki detayları düşünmeden edemiyor. Neden ağustos böcekleri toprağın altında tam 17 yıl beklesin? Neden milyarlarcası çıkıp diğer hayvanlara ziyafet çeksin? Neden çiftleşip yumurtalarını bıraktıktan kısa bir süre sonra ölsünler? Tabii ki bunların hepsinin bir anlamı var. Doğa müthiş bir düzen ile üstün bir akılla Allah tarafından yaratılmış. Bazı detaylarda tabii ki sınırlı insan aklının kapasitesini zorluyor. Bilim adamları detayları inceledikçe ve keşfettikçe her detayın arkasında çok büyük bir akıl olduğunu görüyorlar ve bütün bunların aslaevrimle ve tesadüfler sonucunda gerçekleşemeyeceğini bakın nasıl itiraf ediyorlar:

Bir bilim adamı olarak aldığım eğitim boyunca, bilimin herhangi bir bilinçli yaratılış kavramı ile uyuşamayacağına dair çok güçlü bir beyin yıkamaya tabi tutuldum. Bu kavrama karşı şiddetle tavır alınması gerekiyordu… Ama şu anda, Allah’a inanmayı gerektiren açıklamaya karşı olarak öne sürülebilecek hiçbir argüman bulamıyorum. Biz hep açık bir zihinle düşünmeye alıştık ve şimdi yaşama getirilebilecek tek mantıklı cevabın yaratılış olduğu sonucuna varıyoruz, tesadüfi karmaşalar değil. (Chandra Wickramasinghe)1

1. Chandra Wickramasinghe, London Daily Express ile bir röportajından, 14 Ağustos 1981

Reklamlar

Hayvanlardaki muhteşem kamuflaj, seyredin

images

 

İşte yaprak taklidi yapan bir böcek!


Yılan taklidi yapan yılanbaşlı tırtıllar, hasar görünümü verilmiş ve detaylarla süslenmiş yaprak şeklindeki böcekler, kendisini avlamaya çalışan canlıları korkutmak için yaratılmış sahte gözler, kurumuş bir yaprağı andıran kelebekler, denizin karanlıklarında tıpkı bir su yosununa benzeyen ahtapotlar, kendi vücudu ile aynı desenlere sahip mercanların arasına saklanan denizatları… İşte bunlar doğada yaşanan muhteşem kamuflaj örneklerinden yalnızca birkaç tanesi. Önce sizin için video sayfama eklediğim videoyu seyretmenizi rica ediyorum. Bu linkten seyredebilirsiniz: 

http://video.mynet.com/erkanarkut/Hayvanlarda-muhtesem-kamuflaj/1135884 

Hayvanlardaki bu muhteşem özellikler gerçekten de düşündüğümde beni çok etkiliyor, çünkü bütün bunların bir tesadüf eseri oluşamayacağı çok açık. Bir kelebek kendi kanatlarını göremezken, kanatlarında onu korumak için yaratılan kocaman gözlerden haberi bile yokken bunların mutasyonla ve tesadüflerle meydana geldiğini söylemek sadece gülünçtür. Doğadaki bütün canlılar bulundukları ortama tam uyum sağlayacak, avlanacak, yavrularını besleyecek şekilde yaratılmışlardır. Bakın evrimciler de bu gerçeği bunu nasıl itiraf ediyorlar: 

J. Hawkes: Kuşları, balıkları, çiçekleri vb. göz kamaştırıcı güzelliği salt doğal seleksiyona borçlu olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum. Dahası, insan bilinci öyle bir düzeneğin ürünü olabilir mi? Nasıl olur da tüm uygarlık nimetlerinin yaratıcısı olan insan beyni; Sokrates, Leonardo da Vinci, Shakespeare, Newton ve Einstein gibileri ölümsüzleştiren yaratıcılık “yaşam savaşımı” denen orman yasasının bize bir armağanı olsun? 1 

1. J. Hawkes, “Nine Tentalizing Mysteries Of Nature, ” New York Times, no.33, 1957 


Karıncalar diğerleri için canlarını nasıl feda ediyorlar?

ant-leaf-nature-wallpaper-1920x1200

Bilim insanları, Brezilya’daki şekerkamışı tarlalarında ilginç bir gözlem yaptı. Burada yaşayan “forelius pusillus” türü karıncalar yeraltındaki yuvalarına girip üzerini kumla örttüklerinde, bazıları dışarıda kalarak geriye kalan tüm boşlukları dolduruyor ve bu şekilde dışarıda kalıyorlar.

Araştırmacılar ertesi gün dışarıda kalan karıncaların ortadan kaybolduğunu görünce, daha sonraki akşamlar dışarıda kalan karıncaları plastik bir kutuya koymuşlar. Bu şekilde toplanan yirmi üç karıncadan sadece altısı sabaha kadar yaşamış, diğerleri bitkinlik yüzünden ölmüş.

Bu durum, karıncaların kolonilerini korumak için hayatlarını feda ettikleri anlamına geliyor. Ölümle sonuçlanan bu görevi üreme yetisi olmayan karıncılar yerine getiriyor. Kendileri üremese davranışlarıyla annelerinin daha fazla üremelerine yardımcı oluyorlar. Araştırmanın başında bulunan Krakov Üniversitesinden Adam Tofilski, yuvayı kapatanların genelde yaşlı veya hasta hayvanlar, yani zaten yaşama şansı fazla olmayan karıncaların olduğunu tahmin ediyor. Yuvanın kimden veya neden korunduğu ise henüz bilinmiyor. Bilim insanları yuvanın diğer karıncalardan veya yağmurdan korunma amacıyla örtüldüğünü sanıyor. Bütün hayvanları böyle eşiz yaratan Allah’tır, görüldüğü gibi hayvanlar evrim teorisinde iddia edildiği gibi bencil davranmamakta, tüm koloninin güveni için kendi hayatlarını tehlikeye atmaktalar.

“Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiç bir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” [Hud Suresi, 56.ayet]

Peki Darwin evrim teorisi hakkında nasıl bir itirafta bulunuyor biliyor musunuz:

“Allah’ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir “İlk Sebep” aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni’ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?” 1

1.Robert B. Downs, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, Tur Yayınları, İstanbul 1980, s. 289


İşte dünyanın en büyük kelebeği!

İşte dünyanın en büyük kelebeği!

Dünyanın en büyük kelebeğinin kanatlarında muhteşem bir simetri var.


Bugün facebookda rastladığım dünyanın en büyük kelebeği olan Atlas kelebeğini sizin için video sayfama ekledim. Atlas kelebeği dişisinin açılmış kanatlarının eni 26. Santimden uzunmuş! Önce isterseniz bu muhteşem kelebeği izleyin:

mynet.com/erkanarkut/Iste-dunyanin-en-buyuk-kelebegi/1121589

Yaptığım araştırmada kelebek hakkında şu bilgilere ulaştım: Atlas kelebeğinin özellikle kanat bölgesi bakımından en iri pulkanatlı böceklerden biri sayılır. Dev Atlas kelebeği tırtıllarının tozlu gibi bir görünüşleri vardır. Çeşitli bitkilerin üzerinde beslenirler. Atlas kelebeği’neGüney Asya ile Malaya bölgesinde rastlanır. Avustralya’nın Attacus edwardsi türü de aşağı yukarı aynı iriliktedir. Kelebeğin kanatlarının “yüzölçümü” 400 santimetrekare civarında. Aniden havalandığında, kadife gibi dev kanatlarını görenler, gözlerine inanamıyor. Alışık olanlar bile her defasında ürküyor. Açıkçası kelebeğin kanatlarındaki simetri evrim teorisini çökertiyor, çünkü böyle bir simetrinin tesadüfler sonucunda oluşması imkânsız. Bu muhteşem dev kelebek Allah’ın yarattığı eşsiz hayvanlardan sadece bir tanesi. Böyle muhteşem canlıları okudukça sizlerle de paylaşmak istiyorum.